Kuran-i Kerim

Kuran-i Kerim

 


Efendimiz şöyle buyuruyor: "Sizden biri bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan âciz midir? Kim, "Kul hüvallâhü ehad. Allahü's Samed" suresini okursa Kur'an'ın üçte birini okumuş sayılır." (Tirmizi, Fedailü'l Kur'an, 2896)

Kur'an'ın özü tevhid, nübüvvet ve haşirdir. İhlas Sûresi (Kul hüvallahü ehad. Allahü's Samed. Lem yelid. Ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.) diğer sûre ve ayetlerde olduğu gibi bu üç önemli düsturu içermektedir.

Kur'an rahmettir, berekettir. Kur'an nur dolu mucize bir kitaptır. Okudukça rahatlar ve kendinizi öteler aleminde hissedersiniz. Kur'an'ın kendisi bizzat şifa kaynağıdır. Dertlilere derman, sıkıntıda olanlara ferahlık kaynağıdır.

O, bu dünyanın yakıcı ateşiyle kavrulmuş dudaklara bir hayat suyu, kasvetli gönüllere moral kaynağıdır.

 


Her harfine kaç sevap veriliyor?

İbni Mes'ud (ra) anlatıyor:
"Hz. Peygamber'i (sas) dinledim. Şöyle diyordu:
"Kur'an-ı Kerim'den tek harf okuyana bile bir sevap vardır. Her sevap on misliyle kayda geçer.

"Elif Lâm Mîm" bir harftir demiyorum. Aksine Elif bir harf, Lâm bir harf, Mîm bir harftir."

(Tirmizî, Sevâbü'l Kur'an, 16, 2912) Yüce Rabb'imizin (cc) lütfuna bakalım ki, Kur'an'ın her harfine 10 sevap veriyor. Kur'an'da 323 bin 70 harf vardır. Buna göre hesap edebiliriz.

 Kur'an'ı cuma, bayram, Ramazan, Kadir Gecesi gibi mübarek ve özel vakitlerde okuduğumuzda ise her harfine verilen sevap karşılığı 1'e 700 hatta 1'e 700.000'e kadar çıkmaktadır.

Böyle mübarek vakitleri kesinlikle ihmal etmemeli, hesaplar ve rakamların aciz kaldığı engin rahmete kavuşmak için okudukça okumalıyız.







Kur’an-ı Kerim’i, bazı sûre ve ayetleri, hatta duaları kolayca ezberlemek ve ezberlediğimizde de daha kalıcı olması için önerdiğimiz yöntemleri adım adım uygulayın.

1. Yüce Rabb’imizin sözlerini ezberlediğinizi düşünerek kalbî samimiyetinizi muhafaza edin.

2. Ezbere başlamadan önce abdest alın ve “Ya Rabbî! Bana ezberlemeyi ve öğrenmeyi kolaylaştır” deyip samimi kalple dua edin.

3. Mümkün olduğu kadar zihninizin saf ve duru olduğu anlarda ezber yapın. Bir de zihninizi boş ve lüzumsuz şeylerden arındırdıktan sonra ezbere başlayın. Dolu kap boşalmadan içine bir şey yerleştiremezsiniz. Zihnin saf ve duruluğu için günahlardan da uzak durulmaya çalışılmalıdır.

4. Ezberlerinizi genellikle sabahın erken vakitlerinde saf ve duru zihinle yapmaya çalışın. Eğer akşam uyumadan önce çalışıp ön hazırlık yaparsanız siz uykuda iken hafızanıza kaydedildiğini fark edersiniz.

5. Şunu da unutmayın ki siz Kur’an-ı Kerim’in başına oturduğunuzda, şeytan bütün gücüyle size vesvese verecek ve ne kadar işiniz, probleminiz varsa aklınıza getirecek, sizi Kur’an’dan alıkoymaya çalışacaktır. Bu bir oyundur, sakın tuzağa düşmeyin!

6. Kararlılık gösterin. Sizdeki bu kararlılığı görünce şeytan perişan olur.

7. Rabb’imizin bir hadis-i kudside “Kur’an’la meşgul olup da dua etmeye, bir şeyler istemeye fırsat dahi bulamayanlara, dua edip isteklerde bulunanlardan daha çok vereceğini” bildirdiğini unutmayınız.

8. Ezberlediğiniz bölümlerin yazı hattı hep aynı olsun. Çünkü gözlerinizle fotoğrafını çekmektesiniz. Hafızanıza aynı hatla kaydettiğinizde hatırlamanız daha da kolay olur.

9. Ezber yaptığınız mekan sade ve sessiz olsun. Sade bir mekanda gözlerinizi ve zihninizi meşgul edecek şeyler olmaz ve daha çabuk ezberinize yoğunlaşırsınız. Mümkünse ezberlerinizi hep aynı yerde yapın.

10. Ezber yaparken mutlaka hafif sesli okuyun. Sesli çalıştığınızda kulaklarınızdan da yardım alırsınız ve daha çabuk ezberlersiniz.

11. Harflerin mahreçlerini ve telaffuzlarını okuyuşunuzun düzgün olmasına dikkat edin. Çünkü yanlış ezberlediğinizde düzeltmek çok zor olur. Bunun için de hocanız ile çalışın. Hoca imkanınız yoksa ehil hocaların kaset ve CD’lerinden faydalanın.

12. Bir sayfayı veya sûreyi ezberlemeye başlamadan önce mahreç, telaffuz ve tecvidine dikkat ederek en az on defa yüzünden okuyun. Dinleme imkanınız varsa üç dört defa dinleyin.

13. Ezberleyeceğiniz bölümün mealini okuyun.

14. Ayetleri yüzüne okurken mümkünse sesinizi güzelleştirmeye çalışın.

15. Birinci ayeti ezberledikten sonra ezberinizden en az üç defa tekrar edin.

16. İkinci ayeti ezberleyin ve onu da üç defa tekrar edin. Sonra da her iki ayeti üç defa tekrar edin.

17. En sonunda da sayfayı ya da sureyi ezberden en az on defa tekrar ederek iyice pekiştirin. Bu pekiştirmeyi sakın ihmal etmeyin. “Demir tavında dövülür” atasözünü hatırlayın.

18. Ezberlediğiniz yerleri namazlarınızda okuyun.

19. Kendinizi toparlayıp ezbere yoğunlaşamıyorsanız iki rekat “hacet namazı” kılıp dua ediniz ve istiğfar okuyun.

20. Artık ezberlediniz… Sıra, ayetlerdeki kurtuluş mesajlarına kulak vermeye, üzerinde düşünmeye ve hayatınıza taşımaya gelmiştir.




 
Yüce Allah buyuruyor ki:
"Muhakkak ki bunda kalbi olan veya kendisi şahid olarak (gafil olmayıp) dikkatle kulak veren kimse için elbette öğüt vardır." (Kaf, 50/37)


Kur'an'dan yararlanmak istiyorsak onu okuduğumuz vakit bütün dikkatlerimizi toplamalı,

ona iyice kulak vermeli ve ona muhatap olanın uyanıklığı ile dinlemeliyiz.

Çünkü o şanı yüce Rabbimizin Rasûlü aracılığıyla bize hitabıdır.
Etkinin tamam olması, bu etkiyi gerektiren bir etken, bu etkiyi kabul eden bir yer,

 bu etkinin meydana gelmesi için bir şart ve bu etkiyi önleyen hususların bulunmamasına bağlı olduğundan ötürü,

 âyet-i kerime bütün bunları en özlü, en açık ve maksada en çok delalet eden lafızlarla dile getirmiştir.


Yüce Allah'ın: "Muhakkak ki bunda... bir öğüt vardır." buyruğu Kaf sûresinin başından buraya kadar geçen bütün hususlara bir işarettir. İşte etken budur.


"Kalbi olan" buyruğu da bu etkiyi kabul edecek, etkilenecek yeri ifade eder. Bundan maksat ise, Allah'tan gelen buyrukları akleden, anlayan diri kalptir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"O ancak bir zikir (öğüt) ve apaçık bir Kur'andır. Diri olan kimseleri korkutup, uyarması içindir." (Yasin, 36/69-70)
Burada diriden kasıt da kalbin diri olmasıdır.


Yüce Allah'ın: "Dikkatle kulak veren kimse" buyruğunda, kendisine söylenenlere kulak veren,

söylenenleri iyice dinleyen kimse kastedilmektedir. Bu da sözden etkilenmek için bir şarttır.
"Şahit olarak" kalbi gafil olarak değil de kalbi hazır olarak dinleyen demektir.

 

İbn Kuteybe diyor ki: Sen kalbi ve anlaması hazır bir halde iken Allah'ın kitabına kulak ver.

 Onu dinlerken gaflet ve yanılma içerisinde olma.
İşte bu etkinin gerçekleşmesini önleyen engele işarettir. Bu engel kalbin yanılması, kendisine söylenenleri akletmeyip, onlar hakkında düşünme ve tefekkürü terketmesidir.


Buna göre etken olan Kur’ân-ı Kerim, etkiyi kabul eden yer olan diri kalp bulunur,

 dinlemek olan şart var olur, kalbin başka şeylerle meşgul olması ve hitabın anlamından uzaklaşması ve başka bir şeye yönelmesi demek olan anlamayı engelleyen hususta bulunmazsa etki gerçekleşir.

 Bu etki ise Kur’ân-ı Kerim ile yararlanmak ve ondan öğüt ve ibret almaktır.

İslamBilgim
 
Reklam
 
 
Sitemiz 80546 ziyaretçiye bilgilerini sunmuştur.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Verification: 90f22251d96fc715